One Day
Vizyon Tarihi: 19 Ağustos 2011
Süre: 1s 47dk
Yönetmen: Lone Scherfig
Oyuncular: Anne Hathaway, Jim Sturgess, Patricia Clarkson, Rafe Spall, Jodie Whittaker
Tür: Dram, Romantik
Ülke: Birleşik Krallık, ABD
Yorum:
Zamanın insanlar üzerindeki etkisini tek bir gün üzerinden takip eden “One Day”, aşkı büyük romantik jestlerden çok, yıllara yayılan eksik kalmışlıklar ve gecikmiş fark edişler üzerinden anlatıyor. Film, 15 Temmuz 1988’de üniversite mezuniyetlerinin ardından tanışan Emma Morley (Anne Hathaway) ve Dexter Mayhew’nun (Jim Sturgess) hikâyesini merkezine alıyor. O gece başlayan bağ, klasik bir aşk hikâyesi gibi hemen tamamlanmıyor; aksine her yıl aynı tarihte, hayatlarının farklı bir noktasında yeniden karşımıza çıkıyor. Emma daha idealist, daha kontrollü ve kendi yolunu bulmaya çalışan bir karakterken; Dexter ise ayrıcalıklı, dağınık ve hayatı daha savruk yaşayan biri olarak karakterize edilmiş. Film, bu iki karakterin dostluk ile aşk arasında gidip gelen uzun yolculuğunu, hayatın fırsatları ve pişmanlıklarıyla birlikte ele alıyor.
Senaryo, David Nicholls’un aynı adlı romanından uyarlanmış ve yapısını tamamen bu “aynı gün” fikri üzerine kuruyor. Her yıl yalnızca kısa bir kesit izlemek, karakterlerin değişimini doğrudan değil parçalar halinde görmemizi sağlıyor. Bu tercih hikâyeye özgünlük katıyor çünkü seyirci boşlukları kendi duygusal hafızasıyla tamamlamak zorunda kalıyor. Emma ve Dexter’ın ilişkisi hiçbir zaman düz bir çizgide ilerlemiyor; yanlış zamanlar, yanlış kararlar ve kişisel olgunlaşma süreci anlatının merkezini oluşturuyor. Ancak bu yapı aynı zamanda bazı dönemlerin fazla hızlı geçilmesine neden oluyor; özellikle karakterlerin içsel dönüşümlerinin bazı aşamaları daha derin işlenebilirdi (gereksiz duyar kasıyoruz). Buna rağmen film, zamanın ilişkilere nasıl müdahale ettiğini güçlü biçimde hissettiriyor.
Görsel yapı, yıllar içindeki değişimi yalnızca kostüm ve saç tasarımıyla değil, atmosfer ve mekân tercihleriyle de yansıtıyor. Londra’nın gri ve hareketli yapısı, Paris’in daha romantik tonları ve karakterlerin yaş aldıkça değişen yaşam alanları anlatının duygusal ritmine eşlik ediyor. Kamera hareketleri gösterişli değil; daha çok karakterlerin birbirine yaklaşma ve uzaklaşma anlarını sade biçimde izliyor. Özellikle yakın plan kullanımı, söylenmeyen duyguların görünür olmasını sağlıyor. Görüntü yönetmeni Benoît Delhomme’un yönetimi burada büyük melodram patlamaları yerine sakin ve gözlemci bir anlatımı tercih ediyor. Bu yaklaşım filmin samimiyetini artırıyor.
Oyunculuk performanslarında Anne Hathaway ve Jim Sturgess arasındaki denge filmin başarısını doğrudan belirliyor. Anne Hathaway, Emma karakterinde entelektüel mesafeyi ve duygusal kırılganlığı aynı anda taşıyor. Karakterin kendine güven ile hayal kırıklığı arasında gidip gelen yapısı özellikle ilerleyen yıllarda daha güçlü hissediliyor. Ancak İngiliz aksanı konusunda dönemin eleştirilerinde de sıkça değinildiği gibi bazı sahnelerde yapaylık hissi oluşabiliyor (Türkçe seslendirmeyle izleyenler için bu sorun yok😊). Jim Sturgess ise Dexter’ın cazibesini ve giderek çözülen iç dünyasını daha doğal bir çizgide aktarıyor. Özellikle karakterin şöhret, bağımlılık ve yalnızlıkla yüzleştiği bölümlerde performansı belirgin şekilde güçleniyor. Yan rollerde Patricia Clarkson ve Rafe Spall kısa ama etkili katkılar sunuyor; genel oyunculuk yapısı filmin duygusal tonunu taşıyacak kadar dengeli.
Müzik kullanımı filmin duygusal atmosferini kuran en önemli unsurlardan biri. Dönem geçişlerini hissettiren pop-rock parçalar ve Rachel Portman’ın zarif besteleri anlatının ritmini belirliyor. Özellikle Elvis Costello, Van Morrison ve Beth Orton gibi isimlerin parçaları filmin romantik ve melankolik tonunu destekliyor. Finale doğru kullanılan müzik tercihleri duygusal etkiyi belirgin şekilde yükseltiyor. “One Day (Motion Picture Soundtrack)” albümü Spotify’da mevcut. (Albümü dinlemek için: https://open.spotify.com/intl-tr/album/3yAze8PaTdWwS8nc5LQHAc) Ayrıca tema parçaları ve sahne müziklerine YouTube üzerinden de kolaylıkla ulaşılabiliyor.
Film, tematik olarak zamanlama, kaçırılmış fırsatlar, duygusal olgunlaşma ve aşkın her zaman doğru anda yaşanamayışı üzerine kuruluyor. Buradaki mesele yalnızca iki insanın birbirini sevmesi değil; doğru zamanda birbirine ulaşabilip ulaşamaması. Hayatın kariyer, ego, korku ve tesadüflerle ilişkileri nasıl şekillendirdiği anlatının temel meselesi haline geliyor. Film bu temayı romantik klişeler yerine daha kırılgan ve bazen acımasız bir gerçeklikle ele alıyor. Duygusal yoğunluğu, yetişkin ilişkileri ve bazı cinsel içerikler nedeniyle film 13 yaş ve üzeri izleyiciler uygun.
“One Day”, romantik filmler içinde hızlı tüketilen bir aşk anlatısından çok, zamanın insanları nasıl değiştirdiğine odaklanan daha hüzünlü bir yapı kuruyor. Her duygusal kararın hemen karşılık bulmadığını ve bazen en önemli şeylerin çok geç fark edildiğini anlatması filmi daha kalıcı hale getiriyor. Kusursuz bir yapım değil ama kusursuza yakın bir yapım; özellikle uyarlama yapısının getirdiği bazı hız problemleri hissediliyor. Ancak merkezdeki ilişki ve final bölümünün bıraktığı etki filmi unutulmaz kılıyor. Harika bir filmdi; sakin ama yoğun bir duygusal deneyim sunuyor. Herkese iyi seyirler…

Yorumlar
Yorum Gönder