I Am Number Four
Vizyon Tarihi: 18 Şubat 2011
Süre: 1s 51dk
Yönetmen: D. J. Caruso
Oyuncular: Alex Pettyfer, Dianna Agron, Timothy Olyphant, Teresa Palmer, Callan McAuliffe
Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Gençlik
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri
Yorum:
Kimliğini sürekli gizlemek zorunda kalan bir gencin hikâyesi üzerine kurulan film, bilimkurgu ile gençlik dramasını aynı çizgide yürütmeye çalışıyor. John Smith adıyla yaşayan Number Four (Alex Pettyfer), aslında Lorien gezegeninden kaçıp dünyaya sığınmış dokuz gençten biridir. Mogadorian adı verilen düşman bir ırk, bu gençleri sırayla öldürmektedir ve sıra artık ona yaklaşmıştır. Koruyucusu Henri (Timothy Olyphant) ile birlikte sürekli şehir değiştiren John, Ohio’daki Paradise kasabasına geldiklerinde ilk kez sıradan bir hayat kurma fikrine yaklaşır. Sarah (Dianna Agron) ile kurduğu ilişki ve Sam (Callan McAuliffe) ile gelişen dostluğu, onun saklanmak yerine savaşmayı düşünmesine neden olur.
Film, ilk yarısında daha çok lise hayatı ve kimlik gizleme gerilimi üzerine kurulurken, ikinci yarıda belirgin biçimde aksiyon odaklı bir yapıya geçiyor. Bu ton değişimi zaman zaman dengesizlik hissi verse de, karakterin kendi gücünü kabul etme süreciyle ilişkilendirildiğinde anlam kazanıyor. John’un hem geçmişini hem de kaderini kabullenmesi, anlatının ana eksenini oluşturuyor. Ancak senaryo, karakterlerin psikolojik derinliğini tam olarak açmak yerine çoğu zaman olayları hızla ilerletmeyi tercih ediyor. Özellikle yan karakterlerin motivasyonları yüzeysel kalabiliyor ve dramatik bağ kurmak zorlaşıyor. Ama bu eleştirimizin bir önemi yok çünkü 3 saat sürüp bütün dertlere çözüm arayan filmlerden gına geldi.
Görsel yapı, gençlik filmi estetiği ile bilimkurgu aksiyonunu birleştirme çabası taşıyor. Küçük kasaba atmosferi, lise koridorları ve sıradan Amerikan banliyö yaşamı, uzay kökenli tehdit ile karşıtlık oluşturacak şekilde kullanılmış. Özel efektler özellikle John’un güçlerini keşfettiği sahnelerde ve finaldeki büyük çatışmada öne çıkıyor. Mavi tonlar ve gece çekimleri tehdit hissini artırırken, kamera kullanımı çoğunlukla hızlı ve hareketli bir ritim kuruyor. Final bölümündeki aksiyon sahneleri görsel olarak daha iddialı olsa da, bazı efektlerin günümüz açısından sınırlı kaldığını da söylememiz lazım.
Oyunculuk performanslarında Alex Pettyfer filmin merkezini taşıyan isim olarak öne çıkıyor. John karakterinin hem sıradan bir genç gibi görünme çabası hem de içten içe taşıdığı yabancılık hissi belirli ölçüde yansıtılıyor. Ancak karakter yazımının sınırlılığı nedeniyle performans zaman zaman tek katmanlı kalabiliyor; bir de iyi bir oyuncu değilmiş herhalde bu çocuk; bütün film boyunca eğretiydi. Dianna Agron, Sarah rolünde daha çok romantik ekseni temsil eden bir karakter olarak işlev görüyor; doğal ama fazla derinleşmeyen bir performans sergiliyor. Timothy Olyphant ise Henri karakterinde daha kontrollü ve inandırıcı bir ağırlık sağlıyor; özellikle mentor rolünde filmin duygusal dengesini kuruyor. Teresa Palmer’ın canlandırdığı Number Six ise enerjisi ve fiziksel varlığıyla (güzelliği bile yetti be 😎) filmin ikinci yarısına farklı bir dinamizm katıyor.
Müzik kullanımı, filmin gençlik ve aksiyon tonunu destekleyen modern bir yapı üzerine kurulmuş. Besteci Trevor Rabin tarafından hazırlanan orijinal müzikler, elektronik ve orkestral öğeleri bir araya getirerek gerilim duygusunu güçlendiriyor. Bunun yanında The Black Keys, Adele ve Kings of Leon gibi sanatçı ve grupların parçaları da film atmosferine katkı sağlıyor. “Rolling in the Deep” gibi tanıdık parçalar özellikle dikkat çekiyor. Soundtrack albümü “I Am Number Four (Original Motion Picture Soundtrack)” dijital platformlarda bulunabiliyor (tüm parçaları dinleyebilmek için iki farklı listeyi birleştirmek gerekiyor: https://open.spotify.com/playlist/7M9UesofRcP0Sj2YGwDx0A ve https://open.spotify.com/intl-tr/album/7eItTQblHGxjRL8c17UCu1). Ayrıca parçaların çoğuna YouTube üzerinden de ulaşmak mümkün (https://www.youtube.com/playlist?list=OLAK5uy_lRel4fS53bCmsQXpq1I9QjbbU-eVrh8MI).
Film, tematik olarak aidiyet, kimlik arayışı ve kaderden kaçamama fikri üzerine kurulu. John’un sürekli saklanmak zorunda olması, yalnızca fiziksel bir tehdit değil; aynı zamanda kim olduğunu bastırma zorunluluğu anlamına geliyor. Aşk ve arkadaşlık ise bu izolasyonu kıran unsurlar olarak devreye giriyor. Ancak bu güçlü temalar çoğu zaman gençlik filmi klişeleri içinde yüzeysel biçimde işlenmiş. Bilimkurgu aksiyonu ve gençlik dramı arasındaki denge her zaman tam kurulmasa da temel fikir ilgi çekici. Aksiyon sahneleri ve hafif şiddet içeriği nedeniyle film 13 yaş ve üzeri izleyiciler için daha uygun.
“I Am Number Four”, büyük bir seri başlatma niyeti taşıyan ama potansiyelinin tamamını kullanamayan bir yapım. Merkez fikri ilgi çekici ve final bölümü enerjik olsa da, karakter derinliği ve senaryo gelişimi açısından daha güçlü bir yapı kurulabilirdi. Yine de gençlik bilimkurgusunu hızlı tempolu ve kolay izlenebilir bir formda sunması filmi tamamen etkisiz olmaktan çıkarıyor. İzlediğimiz süreyi tamamen boşa harcanmış olarak görmüyoruz ama izlemesek de olurdu; özellikle gençlik temalı bilimkurgu sevenler için ilgi çekici bir deneyim sunuyor. Herkese iyi seyirler…

Yorumlar
Yorum Gönder