Celal ile Ceren

Vizyon Tarihi: 18 Ocak 2013

Süre: 1s 54dk

Yönetmen: Togan Gökbakar

Oyuncular: Şahan Gökbakar, Ezgi Mola, Dilşah Demir, Gökçen Gökçebağ, Fatih Dönmez

Tür: Komedi, Romantik

Ülke: Türkiye



Yorum:

Uzun süreli ilişkilerinin evliliğe gittiğini düşünen Ceren ile  arkadaşlarının gazına gelen Celal'in ilişkilerinin sonundaki yıpranışlarını ve ayrılık sonrası yaşanan savrulmayı kaba ama samimi bir komedi diliyle anlatan “Celal ile Ceren”, romantik komedi kalıplarını daha gündelik ve yer yer argo bir üslupla kuruyor. Çocukluklarından beri birlikte olan Celal (Şahan Gökbakar) ve Ceren (Ezgi Mola), ilişkilerinin altıncı yılında ciddi bir kopma noktasına gelir. Celal’in sorumsuz tavırları (arkadaşlarıyla Aksaray'da bir pavyona gitmesi), olgunlaşmayı sürekli ertelemesi ve ilişkideki dengesizlikler finalde ayrılmalarıyla sonuçlanır. Ayrılığın ardından Celal’in hayatı bir anda boşluğa düşer; hem arkadaşlarının desteğiyle (ama ne destek) bekar hayatına geri dönmeye çalışır hem de Ceren’i geri kazanmanın yollarını arar. Film, bu süreçte erkeklik halleri, duygusal olgunlaşma ve ilişkilerde sorumluluk alma meselesini mizah üzerinden işlemeye çalışıyor. Recep İvedik yüzünden Şahan'a ön yargılız ama bizce komedi türünde Şahan'ın en iyi filmlerinden biri bu.

Senaryo, temel olarak “ayrıldıktan sonra değeri anlaşılan ilişki” fikri üzerine kurulmuş. Celal karakteri yalnızca komik ve dağınık bir adam değil; aynı zamanda duygusal olarak büyümeyi sürekli erteleyen biri olarak yazılmış. Bu nedenle filmin merkezindeki çatışma romantik olmaktan çok kişisel bir olgunlaşma problemi. Ceren ise daha net sınırlar koyabilen (ama gerçekte koyamayan), ne istediğini bilen bir karakter olarak konumlandırılıyor. Film bazı yerlerde duygusal derinlik kurmaya çalışsa da, bunu çoğu zaman yüksek sesli mizah ve kaba espriler bastırıyor. Özellikle yan karakterlerin komedi yükünü taşıdığı bölümlerde anlatı daha dağınık hale gelebiliyor; Celal'in arkadaşlarının hepsini bu filmde ilk defa gördük desek yeridir ama iyi iş çıkarıyorlar. Buna rağmen ayrılık sonrası yalnızlık hissi ve pişmanlık duygusu hikâyenin merkezini koruyor.

Görsel yapı daha çok televizyon komedisi ritmine yakın ilerliyor; gösterişli bir sinematografik dil aramak yerine hızlı tempo ve oyuncu etkileşimi öne çıkarılmış. İstanbul’un gece hayatı, arkadaş buluşmaları, ev ortamları ve gündelik şehir yaşamı anlatının temel mekânlarını oluşturuyor. Kamera çoğunlukla oyuncuların komedi ritmini destekleyecek şekilde sade kullanılmış. Renk paleti canlı ve parlak; bu da filmin hafif tonunu güçlendiriyor. Romantik anlarda daha yumuşak bir atmosfer kurulsa da filmin genel estetiği dramatik derinlikten çok izlenebilirlik üzerine kurulu. Togan Gökbakar burada daha çok karakter enerjisine yaslanan bir yapı tercih etmiş.

Oyunculuk performanslarında Şahan Gökbakar alışılmış komedi enerjisinin biraz daha kontrollü bir versiyonunu sunuyor, belki de bu yüzden bu filmde daha az iğrençlik yapıyor. Celal karakteri yalnızca gürültülü mizah üzerinden değil, pişmanlık ve çaresizlik anlarıyla da şekilleniyor. Bu geçişler her zaman kusursuz olmasa da karakterin tamamen karikatüre dönüşmesini engelliyor. Ezgi Mola ise Ceren rolünde daha dengeli ve gerçekçi bir karşılık yaratıyor. Özellikle duygusal kırgınlık ve mesafe hissini daha doğal taşıyor. İki oyuncu arasındaki ilişki dinamiği filmin inandırıcılığı açısından önemli ve genel olarak işlevini yerine getiriyor. Yan kadro ise özellikle arkadaş grubu üzerinden kaba komedi tonunu yükseltiyor; bu tercihin seyirciye göre değişen bir etkisi olabilir.

Müzik kullanımı filmin romantik komedi yapısına uygun şekilde pop ve hareketli geçiş parçalarıyla ilerliyor. Ayrılık sonrası sahnelerde daha melankolik tınılar tercih edilirken, arkadaş ortamları ve eğlence sahnelerinde tempolu müzikler öne çıkıyor. Filmin için bestelenen orijinal parça Deniz Tuzcuoğlu'nun "Doğ Güne"ş isimli parçası. Filmde kullanılan parçalar hikâyeye büyük dramatik anlamlar yüklemekten çok ritmi koruma işlevi görüyor. Filmde kullanılan tüm müziklerin listesi ise şu şekilde: "Time Alone" (Bobby Summerfield ve Matt McGuire), "Van Nuys Sunset" (David Pratt ve Edward Smith), "Daystar" (Gabriel Benhamou ve Gerard Gesina), "Tender Sax" (Gabriel Benhamou), "Solitude" (Carl Burnett), "Day Dreamer" (Carl Burnett), "Mendelssohn Wedding March" (Felix Mendelssohn), "Neon Ceiling" (Shahrooz Raoofi), "Blues Walker" (Andrew Kubiszewski), "Benny's Swing" (Rob Walker), "Karabiberim" (Serdar Ortaç), "Varsın Yoksun" (Mustafa Kemal Öztürk), "Alabina" (Hüseyin Bitmez), "Ada Sahilleri" (Anonim) ve "Teklif Ediyorum" (Hakan Altun). Müzik anlatıyı derinleştirmekten çok enerjiyi sürekli canlı tutan bir unsur olarak çalışıyor.

Film, tematik olarak ilişkilerde sorumluluk alma, yetişkinlik korkusu ve erkeklik klişeleri üzerine kuruluyor. Celal’in yaşadığı kriz aslında kendi hayatını düzene sokmaktan çok sevdiği kişiyi kaybetmekle ilgili. Film bunu yer yer yüzeysel ama tanıdık bir yerden ele alıyor. Özellikle “geç kalınmış farkındalık” duygusu hikâyenin en güçlü taraflarından biri. Ancak kaba mizahın baskınlığı bazı duygusal anların etkisini azaltabiliyor. Cinsel göndermeler, argo dil ve yetişkin temaları nedeniyle film 16 yaş ve üzeri izleyiciler için daha uygun.

“Celal ile Ceren”, kusursuz bir romantik komedi değil; zaman zaman kaba mizahı duygusal tarafının önüne geçiyor ve bazı sahnelerde fazlasıyla uzuyor. Buna rağmen merkezdeki ayrılık hikâyesi ve karakterlerin tanıdık zaafları filmi tamamen yüzeysel olmaktan kurtarıyor. Özellikle Ezgi Mola’nın dengeli performansı ve Şahan Gökbakar’ın alışılmış komedi persona’sına biraz daha kırılgan bir ton eklemesi filmi izlenebilir kılıyor. Büyük bir sinema deneyimi sunmasa da, gündelik ilişkiler üzerinden kurduğu samimiyetle gözümüze girdi. Herkese iyi seyirler…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çok Aşk

9 Songs

Gündüz Apollon Gece Athena