9 Songs
Vizyon Tarihi: 11 Mart 2005 (Türkiye)
Süre: 1s 9dk
Yönetmen: Michael Winterbottom
Oyuncular: Kieran O’Brien, Margo Stilley
Tür: Dram, Romantik, Erotik
Ülke: İngiltere
Yorum:
Michael Winterbottom’ın tartışmalı filmi “9 Songs”, tek bir ilişkiye odaklanan radikal derecede minimalist bir deneysel çalışma. Film, Antarktika’da araştırma yapan İngiliz jeolog Matt (Kieran O’Brien) ile Londra’da öğrenci olan Amerikalı Lisa’nın (Margo Stilley) tanışmasından ayrılıklarına uzanan kısa ama yoğun ilişkisini anlatıyor. Aralarındaki bağı tanımlayan şey ne uzun diyaloglar ne de klasik bir dramatik yapı; yalnızca dokuz canlı konser (Black Rebel Motorcycle Club, Franz Ferdinand, The Dandy Warhols vb.) ve bu konserler arasında yaşanan gerçek, sansürsüz cinsel ilişki sahneleri. Film yalnızca iki kişilik. Bu radikal sadelik, seyirciyi ya büyülüyor ya da tamamen uzaklaştırıyor.Ben büyülenen taraftayım açıkçası.
Filmin görsel estetiği, loş Londra geceleri ve konser salonlarının kırmızı-mavi ışık oyunlarıyla şekilleniyor. İlk sahneler soğuk ve mesafeli tonlarla başlıyor; Antarktika’nın beyaz-sonsuz manzaralarıyla kesilen bölümlerde ise pastel-beyaz hâkimiyet sürüyor. Ancak ışık kullanımı bilinçli olarak ham ve doğal bırakılmış; çoğu sahne mevcut ışıkla çekildiği için zaman zaman grenli duruyor ama günlük akışın içinde zaten gözümüzün alışık olduğu bu ışık hiç de yapay gelmiyor izlerken. Kamera hareketleri filmin en dikkat çekici yanı: Elde çekim hâkim, kamera genelde Matt’in bakış açısına yakın, titrek ve yakın planda. Konser sahnelerinde kalabalığın içinde kaybolan, sahnedeki gruba zoom yapmayan, adeta seyircinin arasında duran bir kamera var; cinsel sahnelerde ise aynı kamera daha da yakın, daha da samimi, neredeyse bedenlerin içinde. Bu hareketli, sabitlenmemiş üslup film boyunca benim heyecanımı ayakta tutmayı başardı.
Oyunculuk kavramı burada biraz farklı işliyor çünkü Kieran O’Brien ve Margo Stilley gerçekten kendilerini oynuyor; cinsel sahneler simüle değil, gerçek. Bu durum performansları çok doğal kılıyor. İlk buluşma ve ilk cinsel sahne biraz soğuk dursa da, ilişki ilerledikçe ikilinin kimyası giderek güçleniyor; özellikle Lisa’nın uçarı, Matt’in ise daha ağırbaşlı halleri arasındaki tezat çok iyi yakalanmış.
Müzik kullanımı filmin kalbi. Dokuz konser sahnesi kesintisiz ve canlı çekilmiş; ses miksajı da stüdyoda değil, gerçekten o salonda gibi. Franz Ferdinand’dan “Jacqueline”, Michael Nyman’dan “Nadia” veya Black Rebel Motorcycle Club’dan “Whatever Happened to My Rock ’n’ Roll” çalarken görüntüyle sesin birleşmesi müthiş bir enerji yaratıyor (filmin müziklerini dinlemek için: https://www.youtube.com/playlist?list=PLfcQbuvhKJFKPOf8ROhK2pq9SPBKqrvsS). Müzik, diyalogların yerine geçiyor; duygular şarkılarla anlatılıyor.
Filmin temaları aşk, geçicilik, beden, hafıza ve ayrılık üzerine. Matt’in Antarktika’daki monologları, Lisa’yla geçirdiği günleri hatırladıkça cinsellik üzerinden değil, müzik ve dokunma üzerinden bir aşkı hatırlıyor oluşu çok dokunaklı. Cinsellik filmin %40-50’sini kapsıyor ve tamamen sansürsüz olduğu için 18+ uyarısı fazlasıyla haklı; hatta bazı ülkelerde pornografik sınıflandırma da aldı. Film zaten çocuk filmi olduğunu iddia etmiyor, o yüzden ne izlediğini bilen kitle için bu sahneler sorun yaratmayacaktır.
“9 Songs”, görsel anlamda kusursuz bir yapım değil ama kusurlar aynı zamanda filmin samimiyetinin ve cesaretinin bir parçası. Winterbottom’ın “bunu böyle çekebilir miyim?” sorusuna “evet” dediği, sınırları zorlayan cesur bir deney. Herkese hitap etmeyecek, hatta çoğu kişiyi rahatsız edecek; ama ilişkiyi, müziği ve bedeni bu kadar çiğ ve dürüst anlatan çok az film var. İzlediğim süreyi kesinlikle zaman kaybı olarak görmüyorum. Müziğin ve cinselliğin iç içe geçtiği radikal bir aşk hikâyesi arayanlar için unutulmaz bir deneyim. Herkese iyi seyirler…

Yorumlar
Yorum Gönder