Jumper

Vizyon Tarihi: 14 Şubat 2008

Süre: 1s 28dk

Yönetmen: Doug Liman

Oyuncular: Hayden Christensen, Samuel L. Jackson, Rachel Bilson, Jamie Bell

Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Macera

Ülke: Amerika Birleşik Devletleri



Yorum:

Sıradan bir gençlik hikâyesi gibi başlayan anlatı, David Rice’ın (Hayden Christensen) bir anda kendini dünyanın farklı noktalarına ışınlayabildiğini (atlama yaptığını) keşfetmesiyle hızlı bir yön değiştirir. Dışlanmışlık duygusuyla şekillenen çocukluk geçmişi, karakterin bu yeteneği bir kaçış aracı olarak kullanmasına zemin hazırlar. Banka kasalarından para çalması, egzotik lokasyonlarda lüks bir hayat sürmesi ve sorumluluktan bilinçli şekilde uzak durması, filmin ilk bölümünde özgürlük fikrini cazip bir fantezi olarak kurar (valla bence harika bir süper güç). Ancak bu özgürlük, “Paladinler” adı verilen ve atlayıcıları sistematik biçimde avlayan bir örgütün devreye girmesiyle tehdit altına girer. Roland Cox’un (Samuel L. Jackson) liderliğindeki bu yapı, anlatıyı bireysel bir kaçış hikâyesinden daha geniş bir çatışma alanına taşıyor.

Kurgusal yapı, hızlı tempoya dayalı ve kesintili bir ilerleyiş sergiliyor. Film, David’in çocukluk travmasından yetişkinlikteki kontrolsüz yaşamına geçişi oldukça kısa sürede tamamlıyor ve doğrudan aksiyon eksenine yerleşiyor ki bu aslında doğru yaklaşım, ne yapalım biz sündürülmüş çocukluk hikayelerini. Bu tercih, anlatının ritmini canlı tutuyor, karakter gelişimini sınırlayan bir etki yarattığı hissine de asla kapılmıyorsunuz. Hikâye ilerledikçe geçmişe dair yeni bilgiler ekleniyor hikayeye ve bu bilgiler çoğunlukla dramatik yoğunluk üretmekten ziyade aksiyonu besleyen unsurlar olarak kalıyor. Biz bunları olumlu olarak değerlendirdik.

Görsel dil, filmin en belirgin avantajlarından biri olarak öne çıkıyor: Atlama sahneleri, mekânlar arası geçişler dinamik bir şekilde kurgulanmış; Roma’daki Kolezyum’dan Tokyo sokaklarına, Mısır piramitlerinden New York’a uzanan geniş bir coğrafya, keskin geçişlerle birbirine bağlanıyor. Bu hareketlilik, filmin temposunu yükseltirken izleyiciye sürekli değişen bir mekânsal deneyim sunuyor. Kamera hareketleri hızlı ve çoğu zaman takip odaklı (ya ne olacağdı?); özellikle aksiyon sahnelerinde kullanılan ani kesmeler, sahnelerin enerjisini çok iyi arttırıyor.

Oyunculuk performansları açısından film, genel olarak ortalama bir düzeyde. Hayden Christensen, David karakterinin içsel çatışmalarını güzel yansıtıyor; özellikle karakterin duygusal derinliği yeterli şekilde aktarılmış. Samuel L. Jackson ise Roland Cox rolünde daha belirgin bir varlık gösteriyor; karakterden nefret etmemize yetecek kadar iyi bir oyunculuk performansı gösteriyor ki bir filmde iyi oyunculuk biraz da böyledir: Kendine küfür ettirmelisin. Jamie Bell’in Griffin performansı, filme dinamik bir karşıtlık getiriyor; karakterin deneyimli ve sert yapısı, David’in kontrolsüzlüğüyle dengeleniyor. Rachel Bilson ise anlatıda daha çok duygusal bir referans noktası olarak konumlandırılıyor ama o da yeterince başarılı oynuyor.

Müzik kullanımı, filmin aksiyon odaklı yapısını destekleyecek şekilde kurgulanmış. Besteci John Powell tarafından hazırlanan soundtrack, elektronik ve orkestral öğeleri bir araya getirmiş. Hızlı tempolu sahnelerde ritmik ve yoğun bir yapı tercih edilirken, daha sakin anlarda müzik geri planda kalıyor. Soundtrack albümü “Jumper (Original Motion Picture Soundtrack)” adıyla Spotify'da yer alıyor (dinlemek için: https://open.spotify.com/intl-tr/album/2P5mxumj1UpU9flnXaR971). Ayrıca bazı parçalar YouTube üzerinden de bulunabilir. Müzik, sahneleri domine etmek yerine aksiyonun ritmini destekleyen bir unsur olarak kullanılmış.

Film, tematik olarak özgürlük, sorumluluk ve güç kullanımının sınırları üzerine odaklanıyor. David’in sahip olduğu yeteneği yalnızca zenginlerden çalmak şeklinde kullanması ince bir detay olarak yer alıyor. Buna karşın Paladinler’in mutlak yok etme yaklaşımı, güç karşısında otoritenin sert ve tartışmasız reflekslerini temsil eder (çok tanıdık geldi değil mi). Ancak bu tematik çatışma, daha derin bir felsefi tartışmaya dönüşmeden, aksiyonun hızına paralel biçimde ilerliyor; bizim filden beklediğimiz de buydu zaten. Yoğun aksiyon sahneleri ve şiddet unsurları nedeniyle film 13 yaş ve üzeri izleyiciler için daha uygun bir içerik sunuyor. Ama Türkiye'deki gelişmeleri göz önünde bulıundurarak, içinde şiddetin kırıntısı dahi geçen filmleri 18 yaşından küçüklere izletmemenizi tavsiye ederiz.

“Jumper”, yüksek tempolu anlatımı ve görsel efektleriyle dikkat çeken, ancak karakter derinliği ve hikâye bütünlüğü açısından sınırlı kalan bir yapım. Sürekli hareket halinde olan yapısı, izleyiciyi kısa süreli olarak içinde tutmayı başarıyor. Özellikle görsel dinamizm ve hızlı aksiyon arayan izleyiciler için güzel bir film. İzlediğim için memnunum. Herkese iyi seyirler…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çok Aşk

9 Songs

Gündüz Apollon Gece Athena