Çok Aşk

Vizyon Tarihi: 27 Ekim 2023

Süre: 1s 40dk

Yönetmen: Kıvanç Baruönü

Oyuncular: Hasan Can Kaya, Büşra Pekin, Uğur Yücel, Şebnem Sönmez, Barış Yıldız

Tür: Komedi, Romantik

Ülke: Türkiye



Yorum:

Sokak arasında korsan film satarak büyüyen bir adamın hayatının bir anda gerçek sinema sektörüne açılması fikri üzerine kurulan “Çok Aşk”, romantik komedi ile sektör taşlamasını bir araya getirmeye çalışan bir yapım. Filmde Coşkun (Hasan Can Kaya), abisi İrfan’la birlikte korsan DVD satarak geçimini sağlayan, hızlı konuşan, fırsat kollayan ama aynı zamanda sinemaya gerçekten tutkulu bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Çocukluğundan beri film setlerinin hayalini kuran Coşkun’un hayatı, bir gün ünlü oyuncu Ayla (Büşra Pekin) ile yollarının kesişmesiyle değişmeye başlıyor. Hem aşk hem de sinema dünyasının kapıları onun için aynı anda aralanırken, hayaller ile gerçekler arasındaki mesafe de görünür hale geliyor. Film, bir yandan bu romantik hikâyeyi ilerletirken bir yandan da sektör içindeki yapaylıkları, kaypaklıkları ve sınıfsal farkları mizah üzerinden işlemeye çalışıyor (ama işleyemiyor).

Senaryo, Hasan Can Kaya’nın stand-up ve doğaçlama komedi ritmine oldukça yakın bir yapı taşıyor (o işin doğası öyleydi ama iş film yapmaya gelince aynı tadı yakalayamamışlar). Diyaloglar çoğu zaman olay örgüsünden daha baskın; bu nedenle film karakter gelişiminden çok anlık mizah ve karşılıklı atışmalar üzerinden ilerliyor. Coşkun karakteri sempatik ama aynı zamanda yorucu olabilecek kadar hızlı ve sürekli hareket halinde yazılmış. Bu tercih, karakterin enerjisini belirginleştirirken bazı duygusal sahnelerde derinlik kurulmasını zorlaştırıyor (derinlik aramamamız gerektiğini bu film vesilesiyle öğrenmiş olduk). Romantik taraf ise daha çok hikâyeyi taşımak için kullanılan bir omuz gibi duruyor; asıl odak Coşkun’un dünyaya bakışı ve sistemle kurduğu ilişki. Film zaman zaman ton dengesini kaybedip romantik komediden kaba mizaha hızlı geçişler yapıyor.

Görsel yapı, büyük ölçüde karakter temposuna hizmet eden sade ama hareketli bir çizgide ilerliyor. İstanbul’un sokakları, küçük esnaf atmosferi, set ortamları ve gösterişli sinema dünyası arasında belirgin bir kontrast kurulmuş. Kamera çoğunlukla oyuncuyu takip eden dinamik bir şekilde kullanılmış; özellikle Coşkun’un bulunduğu sahnelerde bu hareketlilik filmin enerjisini yükseltiyor. Renk paleti parlak ve popüler sinema estetiğine yakın; dramatik yoğunluktan çok izleyiciye hızlı ulaşan bir yapı var (komedi filminde olması gerektiği gibi). Sinema sektörüyle ilgili sahnelerde daha gösterişli ve yapay bir atmosfer kurulurken, mahalle bölümleri daha sıcak ve gündelik hissettiriyor. Bu ayrım filmin sınıfsal tonunu görsel olarak da destekliyor.

Oyunculuk performanslarında Hasan Can Kaya filmin merkezini tamamen belirleyen isim. Coşkun karakteri neredeyse tamamen onun ritmiyle çalışıyor; hızlı konuşma biçimi, doğrudan mizah dili ve kontrolsüz enerji filmi sevmenize ya da nefret etmenize sebep olan temel unsur. Bu performansın güçlü yanı doğallık hissi; zayıf yanı ise zaman zaman karakterin tek boyutlu hale gelmesi (filmin genelinde tek boyutlu). Büşra Pekin, Ayla karakterinde daha dengeli ve kontrollü bir karşılık sunuyor; filmin duygusal tarafını daha sakin bir zeminde tutuyor (ama onun da filmografisine bakarsanız oynamayı beceremediğini anlayacaksınız). Uğur Yücel kısa alanlarda bile karakter ağırlığı yaratmayı başarıyor ve filmin dramatik tonunu destekliyor. Yan oyuncular genel olarak komedi ritmine hizmet eden işlevsel katkılar sağlıyor.

Müzik kullanımı filmin tempolu ve şehirli yapısını destekleyecek şekilde ilerliyor. Pop ağırlıklı geçiş parçaları, hızlı kurgu sahneleri ve romantik bölümlerde daha yumuşak melodiler tercih edilmiş. Arka plan müzikleri çoğunlukla anlatıyı derinleştirmekten çok ritmi koruma işlevi görüyor. Özellikle set dünyası ve eğlence sahnelerinde kullanılan parçalar filmin hafif tonunu güçlendiriyor. Filmde müzik dramatik ağırlık değil, akış ve tempo için kullanılmış.

Film, tematik olarak sınıf farkı, görünür olma arzusu, aşk ve başarı arasındaki ilişki üzerine kurulmuş. Coşkun’un hikâyesi yalnızca romantik bir yükseliş anlatısı değil; aynı zamanda “hangi dünyaya ait olduğun” sorusunu da taşıyor. Korsan DVD satıcısından set dünyasına geçiş, yalnızca ekonomik değil kültürel bir kırılma olarak da ele alınıyor. Film bu meseleyi çok derinleştirmese de arka planda hissettirmeyi başarıyor. Mizah dili yoğun argo, yetişkin göndermeleri ve sert diyaloglar içerdiği için herkese hitap eden bir romantik komedi yapısı değil. Bu nedenle film 13 yaş ve üzeri izleyiciler için daha uygun.

“Çok Aşk”, klasik romantik komedi beklentisiyle izlenirse farklı bir yerde duran (olumsuz anlamda), daha çok karakter merkezli ve söz odaklı bir yapım. Hikâyesi zaman zaman dağınık hissettirse de başrol enerjisi filmi ayakta tutmaya çalışıyor (daha olumlu şekilde yazamazdık bu cümleyi). Özellikle Hasan Can Kaya’nın sahne persona’sını seven izleyici için film daha güçlü karşılık bulacaktır. Romantik taraf bazı noktalarda geri planda kalsa da sektör taşlaması ve sınıfsal mizah filmin dikkat çeken tarafları arasında. Teknik olarak büyük bir yenilik sunmasa da neyi hedeflediği net. İzlediğimiz süreyi tamamen boşa harcanmış olarak görüyoruz. Herkese iyi seyirler…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

9 Songs

Gündüz Apollon Gece Athena